Azaltın.

Çevirmen: İpek Nil Şamcı

 

Dünya’yı yok ediyoruz – ve bunu önlemek için hemen harekete geçmemiz lazım.

Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) geçtiğimiz haftalarda küresel ısınma hakkındaki şu ana kadarki en büyük raporu yayınladı. Bu raporun oluşturulması 6 yıl aldı ve insanların tetiklediği iklim değişikliği hakkındaki şu ana kadarki en kapsamlı bilimsel rapor. 85 farklı ülkeden 830 farkı bilim adamı bu rapor üzerinde çalışmış. Eğer sera gazı emisyonları bu şekilde devam ederse, atmosferin sıcaklığı sanayileşme devri öncesi seviyelere göre 2030’da 1.5 C daha fazla olacak (şu ana göre 0.5 C daha fazla) – bu zamanlarda da çoğumuz 20’lerinde olacak.

Sıcaklık değişimi

Tarihte ilk defa, IPCC dünyanın bir karbon emisyonu azaltılmasına gitmesi gerektiğini açıklamıştır. Yakında ulaşmamız gereken mükemmel Dünya (eğer Dünya’yı yaşanabilir bir halde tutmak istiyorsak) karbonsal olarak nötr, hatta daha da iyisi negatif olmalı. Bu, eğer karbon emisyonlarına vergi getirirsek daha kolay olur, özellikle de fosil yakıtlara. Bazı ülkeler bunu şimdiden yapmakta.

Sera gazları. Bu gazlar (karbondioksit, metan…) hemen hemen bir seranın çatısı ne yapıyorsa onu yapıyor. Isıyı içerde tutuyorlar. Atmosferin içerisinde. Bu da kışın bile iklimin daha sıcak olmasına neden oluyor.

Karbon emisyonlarının yıllar boyunca değişimi

Peki kişisel olarak kötü etkimizi azaltmak, +0.5 dereceden kaçmak için ne yapabiliriz? Bunun zor olacağı tartışılmaz. Hatta neredeyse imkansız. Bu noktada artık tek yapabileceğimiz şey bunu yavaşlatmak. Ama önce beni dinleyin.

Yapabileceğiniz en kolay şeylerden bazıları vejetaryen veya vegan olmak, akdeniz diyeti uygulamak (yani et olarak balık ve ara sıra tavuk tüketmek) ya da et tüketiminizi azaltmak. Ne düşündüğünüzü biliyorum: “Vegan olmak mı? Kolay mı?” Şunu size söyleyebilirim ki, düşündüğünüz kadar zor değil. Ben bu ay veganım ve şu ana kadar her şey iyi gidiyor. (Vegan olalı sadece 9 gün oldu, yani güvenmek isteyeceğiniz insan ben olmayabilirim – ama kuzenim 2 senedir vegan, yani yapılabilir bir şey)

İnsanların oluşturduğu karbon emisyonlarının %20-%50’sine hayvancılık neden oluyor. Yani vegan olmak bu korkunç sayıyı yarıya indirebilir. Eğer et ve süt ürünlerini tamamen kesemeyeceğinizi düşünüyorsanız, size yediğiniz kırmızı et miktarını azaltmayı öneriyorum. Kırmızı et Dünyamız için en kötüsü. Kırmızı et yememek diğer yemeyi kesebileceğiniz gıdalar içinden en etkili olanı. İnek yetiştiriciliği aynı zamanda çok fazla alan ve su harcanmasına neden oluyor. Sonuç olarak, birçok yönde katkıda bulunuyor olacaksınız.

New York’taki Candle Cafe’de yediğim tamamen vegan bir yemek – merak etmeyin, hepsi benim için değildi.

Bunun dışında, “fleksiteryan” yani bitki temelli beslenen ama arada bir et de yiyen bir kişi de olabilirsiniz. Bu da hayvancılıktan kaynaklanan sera gazı emisyonlarını yarıya indirecektir. Çoğumuz için en iyi ve yapılabilir opsiyonun bu olduğunu düşünüyorum.

Açık konuşmak gerekirse, gıda hakkında çok konuşulmayan başka bir çok önemli konu, 1.6 milyar ton gıdanın, yani üretilen gıdanın üçte birinin kaybolması ya da çöpe gitmesi. Bu da 1.2 trilyon dolarlık gıdanın israf olması demek. UN’in Gıda ve Tarım Organizasyonu’na göre, yemek israfı küresel sera gazı emisyonlarının %8’ine neden oluyor – 870 milyon insanın yeteri kadar beslenemediğini de unutmayalım. Bu yüzden öncelikle israf etmemekle başlamalıyız: tabağınızda ne varsa bitirin, ne kadar yiyecekseniz o kadar satın alın, son kullanma tarihlerini kontrol edin.

İki harita arasında ne fark görüyorsunuz? İlki ne kadar yemeğin bize ulaştığı, ikincisi ise ne kadara ihtiyacımız olduğu.

Gördünüz mü, yemek kısmını hallettik. Başka ne var?

Daha az şey satın alarak başlayabilirsiniz. Her şeyden daha az alarak. Neye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, muhtemelen ona o kadar da ihtiyacınız yoktur. Gardırobunuzu düşünün, geçen altı ayda ne kadarını giydiniz? Muhtemelen üçte ikisinden daha azını. Sadece gardırobunuz da değil. Büyük olasılıkla odanızda çok fazla ihtiyacınız olmayan eşya vardır. Çantanızda. Mutfakta. Banyoda. Her yerde.

Hayatınızı sadeleştirmek için muchelleb’in “Hayatınızı Sadeleştirin” programını uygulayabilirsiniz. Youtube kanalında veya e-kitabını alarak takip edebilirsiniz.

Aldığınız paketli ürünlerin miktarını da azaltabilirsiniz. Bunu zaten sahip olduğunuz eşyaları yeniden kullanarak yapabilirsiniz. Yeniden kullanılabilir su şişeleri kullanarak ya da paketlenmemiş ürünler alarak, şişesiz şampuan ya da paketsiz sabun gibi, bunu başarabilirsiniz.

Bunun yanında, yeniden kullanılabilir, sürdürülebilir alternatifleri de gereğinden fazla satın almamalıyız. Mesela keten çantalardan onlarca alıp her birini sadece birkaç kere kullanmak sürdürülebilir değil. Ayrıca  almak zorunda kaldığınız bir plastik poşeti de atmadan veya çöp poşeti olarak kullanmadan önce birçok kez kullanmak da iyi bir fikir.

Williamsburg, Brooklyn’de sokak sanatı.

Başka? Çok açık olan bazı noktaları tekrar vurgulayacağım:

Yürüyebilirken yürüyün.

Ekran başında geçirdiğiniz zamanı azaltın.Yardımı oluyor.

Daha az fosil yakıt kullanın. (kömür,doğal gaz ve petrol)

Daha fazla güneş enerjisi ve rüzgar gülleri.

İhtiyacınız yokken ışığı kapatın.

İhtiyacınız yokken hiçbir şeyi açık bırakmayın.

Bu ısıtma ve havalandırmayı da içinde barındırıyor.

Bunları hep duyuyorsunuz ama gözardı etmeye devam ediyorsunuz.

Sorun değil. Kötü hissetmeyin. Ben de bazen gözardı edebiliyorum.

*Ayağa kalkıp ışıkları kapatıyorum, karanlıkta yazmaya devam ediyorum*

Önemli olan şey bunları zaman zaman kendimize hatırlatmak.

Çünkü gerçek şu ki, eğer böyle devam edersek, sonumuz kötü olacak.

12 yıl sonra 28 yaşında olacağım, birçoğunuz da aşağı yukarı bu yaşlarda olacaksınız. Teknoloji bizi bu problemin içinden çıkarabilecek olsa bile, 12 yıl çok yakın ve yaşıtlarımızın teknolojik buluşlar ile etki yaratması için çok erken çünkü bu buluşları geliştirmek çok zaman alıyor. Yani bu yüzden de bir çözüm yaratmak için önceki jenerasyonlara güvenmemiz gerekiyor – görebildiğiniz gibi Dünyamızı korumakta mükemmel bir iş çıkarmışlar.

Bizim jenerasyonumuzun etkili çözümler bulabilmesi için, bu +0.5 derecenin korkunç sonuçlarını ertelememiz gerekiyor ki 10-20 yıl içinde bizi kurtarabileceğine inananların bir şansı olsun. (Not:Bu yaşta da yapamazsınız demiyorum, sadece üniversiteye gidip daha çok şey öğrenmenin, aynı kafadaki insanlardan oluşan bir takımla çalışmanın daha kolay olacağını söylüyorum)

Z jenerasyonu, dünya popülasyonunun %27’sini oluşturuyoruz. Yani ne yaptığımız önemli. Buna göre davranmaya başlayalım. Çünkü bizim, çocuklarımız için değil, kendimiz için gezegenimizi korumamız gerekiyor.

Yani aynı zamanda hem bencil hem de fedakar olun, sadece azaltın.